« Önceki |
Blog yazarlığımın bana kattığı en değerli arkadaşlarımdan biri olan Sefertası Belgin Hanım'cığımın sobesini biraz geç olsa da cevaplıyorum.
Sobe için teşekkürler Belgin Hanım'cığım... :)
*Aile denince aklınıza ilk gelenler?
Aile denince; evliliğinin son gününde de, bu fotoğraftaki gibi, ilk günkü mutlulukla, gülen gözlerle birbirine bakabilen eşler geliyor aklıma. Bir psikoloğun dediği gibi asıl sevmenin "rağmen sevmek" olduğunu bilen eşler...
Ayrıca aile demek, koşulsuz sevmek, sonsuz paylaşım, destek, huzur, güven ve sadakat demek benim için...
*Kısaca günlük programınız?
Sabah oğluşumla kahvaltı ediyor ve onu okula götürüyorum. Öğlene kadar evi toparlayıp, 13 gibi onu almaya gidiyorum.
Eve geldiğimizde yemek yiyip, oğlumun keyfine ve havaya göre dışarıya çıkıyoruz. Bazen Anneanne'ye, bazen Teyze'ye, bazen Metrocity'e, bazen Doğuş Power Center'a, bazen İkea'ya, bazen Ümraniye Carrefour'a, bazen site içindeki parklara vs...
Dışarı çıkmışsak akşam yemeğini dışarıda yiyip eve geliyoruz.
21-22 arası oğluş uyuyor. Ben de onunla uyumaya çalışıyorum.
Yani tüm günüm oğluşun emrinde geçiyor denebilir. :)
*En çok ilgilendiğiniz uğraşınız?
Aslında oğlum tüm vaktimi alıyor, ama arada yapmaktan zevk aldığım şeylerin başında yeni tarifler denemek ve bol bol kişisel gelişim kitapları okumak geliyor.
*Yemek yaparken dikkat ettiğiniz noktalar?
Misafirim gelecekse mutlaka daha önceden deneyip beğendiğim tarifleri hazırlıyorum.
Diğer zamanlarda evde sadece ben ve oğlum olduğundan, onun yediği sınırlı yiyeceklerle alternatifler oluşturmaya çalışıyorum. Gün içinde süt, et grubu, meyve, bal ve biraz da karbonhidrat yediğinden eminsem sorun yok. Sebze yemeklerine bir türlü alışamadı. İlaç niyetine kapsül kadar yiyor yaptığım zeytinyağlılardan. :)
*En çok sevdiğiniz çiçek?
Kasımpatı,papatya ve beyaz gül (Ama en çok kasımpatı)
*Sevdiğiniz huyunuz?
Kendime yapılmasını istemediğim şeyi asla başkasına yapmam!
*Sevmediğiniz huyunuz?
Yumuşak yüzlü oluşum. Hayır demeyi becerememem.
Bununla ilgili daha önce bahsettiğim "Sınırlar" isimli bir kitap okuyorum. Aynı dertten muzdarip arkadaşlar varsa mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.
Bugün blogcuda ilk yazımı yazmamın üzerinden 2 yıl geçmiş.
Bloğumun ikinci yaşı için çok güzel bir pasta yapmayı düşünmüştüm ama oğlumun ve benim rahatsızlıklarım el vermedi. İlerleyen günlerde bunun için fırsatım olur dilerim.
Son iki yılda hayatımda değişmeyen pek birşey kalmadı gibi. Ama inanıyorum ki herşey bundan sonra çok daha güzel olacak.
Benimle olan tüm dostlara sonsuz teşekkürler...
Oğlum, önceki hafta eniştesi ile birlikte Fenerbahçe-Eskişehir maçına gitti.
Burak'cığım götürmek istediğinde, huysuzluk yapacağını düşündüm ama hiç de umduğum gibi olmamış. 90 dakika ve devre arası boyunca tüm statla birlikte bağırıp, zıplamış oğluşum. Çok keyif almış.
Önümüzdeki haftalarda da babasının arkadaşı Cüneyt Amcası, forma alıp yine Fenerbahçe maçına götürme sözü verdi. :)
Babasının en büyük hayallerinden biri oğlunu omuzuna alıp Beşiktaş maçına götürmekti ama hayatını oğlu olmadan sürdürmeye karar verdiğinden bu isteğini gerçekleştiremedi ve oğlumun ilk stat deneyimi Fenerbahçe stadında olmak zorunda kaldı.
Oğlum da eniştesi ve Cüneyt amcasını babasından daha fazla gördüğünden Fenerli olması muhtemel. Ben de bu kararı kendinin vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Bakalım oğlumun tuttuğu takımı seçiminde, ayda bir gördüğü babası mı, her hafta gördüğü eniştesi ve amcası mı galip gelecek...

Sevgili Bir Demet Fesleğen Eda Arkadaşım, beni bu özel ödüle layık görmüş. Nasıl teşekkür etsem bilemiyorum. :)))
Ödülün amacı arkadaş listenizdeki bloggerları dünya çapında tanıtabilmek.
Sizi seçen arkadaşınızın listesindeki sayıdan bir fazla kişiye bu ödülü vermeniz gerekiyormuş. Ama Eda'cığımın listesi biraz uzun olduğundan, ondan fazla kişiye ödül veremiyorum. :)
Ben de zor günlerimde yanımda hissettiğim, onlara uğrayamadığım zamanlarda da hatırımı sormaktan hiç vazgeçmeyen, daha önceden ödülü başka arkadaşlardan almamış bloggerlarla bu ödülü paylaşmak istedim.
Eda'cığım ödül için tekrar teşekkürler.
Ödül'e layık canım arkadaşlarım;
www.chaplincafe.blogspot.com
www.cincinsfikirli.blogspot.com
www.aslininmutfagi.blogspot.com
www.fatosunmutfagindan.blogspot.com
www.soframdan.blogspot.com
www.maviveportakal.blogspot.com
www.kizilciksurubu.blogspot.com
www.sofraozlemi.blogspot.com
www.disalce.blogspot.com
Not: Delfina'cığım seni başka bir arkadaşın listesinde gördüğümden eklemedim. Yoksa sen de benim için çok özelsin. Blogcu oldukları için bu listeye ekleyemediğim Belgin Hanım'cığım, Esra'cığım ve Nurcan'cığım sizleri de çok seviyorum...

Bu gördüğünüz harika sabunlar, size daha önce bahsettiğim, Delfina'cığımın sevgili Babası'nın hazırladığı doğal zeytinyağı sabunları.
Kendisinden rica ettim ve bir gün sonra elimdeydiler.
Bloğumdaki son yazılarımı eklediğim bugünlerde, blog yazarlığımın bana kazandırdığı en özel arkadaşlardan biri olan Delfina'cığım, sana çok çok çok teşekkür ediyorum. İyi ki blog yazarı oldum, iyi ki seni tanıdım, iyi ki varsın.
Geçen günlerde Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu'nun da önerdiğini duyduğum, tamamen doğal bir şekilde hazırlanmış bu sağlıklı sabunlar ile ilgili bilgilere ulaşmak ve sipariş vermek için;
tsabun@gmail.com adresine mail atabilir, Delfina'cığımın
http://isitmekaybi.blogspot.com/2008/08/zeytinya-sabunu-tsabun.html
http://zeytinbereketi.blogspot.com/
adreslerini ziyaret edebilirsiniz.
Sen bitanesin... :)
En vefalı blogcu arkadaşlarımdan Chaplincafe Burcu'cuğum beni sobelemiş.
Burcuma çok teşekkürler ediyor ve hemen cevaplarıma geçiyorum. :)
1-Blog yazmaya ne zaman başladın?
Bir gazete yazısından etkilenip Haziran 2005'te www.ebruakin.blogspot.com adresini aldım. Ama işlerimin yoğunluğundan hiç yazı yazma fırsatım olmamıştı.
İşten ayrılıp oğlumla ilgilenmeye başladıktan sonra, 8.3.2007'de www.ebruakin.blogcu.com adresimi aldım ve yazılarımı eklemeye başladım.
Blogcu'daki problemler nedeniyle tariflerimin yedeği olsun istedim, 20.04.2007'den itibaren de tariflerimi bu iki adresimde de yayınlamaya başladım.
2- Blog yazılarının konusunun belli bir çizgide olması için özen gösteriyor musun?
Hayatla ilgili biriktirdiklerimi paylaşmak üzere çıktım bu yola. Gittiğim yerlerden, yaptığım yemeklere, beğendiğim maillerden, sağlık haberlerine, yaptığım diyetlere kadar pek çok şeyi paylaşıyorum bloğumdan. Normal hayatımda arkadaşlarımla ne konuşuyorsam, onları yazıyorum.
Arkadaş listemdeki hemen hemen tüm blogcuların hanım olduğunu düşünürsek, genelde hanımlar ile ilgili bilgilere yer verdiğimi söyleyebilirim. Kurslara gitme imkanı olmayanlar için de, kurslarda öğrendiğim özel teknikleri olabildiğince detaylı olarak yazıyorum. Tariflerimi, yemek yapmaya yeni başlayan arkadaşlar da deneyebilsin diye, bazen anlatımım fazlaca uzun olabiliyor. :)
Tabii bir de bloglarımı, Oğluma bırakacağım hatıra defteri gibi görmem de söz konusu. Bu yüzden onunla yaptıklarımızı da bloğuma ekliyorum.
3- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceksin?
Yazmayı, sanal da olsa pek çok arkadaşımla tariflerimi paylaşmayı çok sevdim. İmkanlarım el verdiği ve üretmeye devam ettiğim sürece yazmayı düşünüyorum.
Ancak çok yakın bir gelecekte bu soyada veda edeceğimden, bu adresleri kullanmayı bırakacağım. Yeni adreslerimi tüm arkadaşlarıma bildireceğim.
4-Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken,şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Sürekli tarif ekliyorken, ara verdiğimde arkadaşlarımın "hani tarifler" serzenişleri ile karşılaşıyor ve kendimi suçlu hissediyordum. Ama bir süredir yaşadığım olumsuzluklar yüzünden, eskisi gibi bol bol tarif yerine, arkadaşlarımın beni götürdüğü yerlerin yazılarını ekliyorum. Bloğumu da arkadaşlarımdan çok, google'dan arama yapanlar ziyaret ediyor. O yüzden şu anda bir zorunluluk yok. :)
5-Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun?
Blog yazmak çok vakit almıyor. Ancak ziyaret eden arkadaşların bloglarına iade-i ziyaretler yapmak, yorumlara cevap yazmak daha uzun zaman alıyor. Bu yüzden de uykularımdan fedakarlık yaptığım çok oldu. :)
Ben de, bloğu konusunda bu aralar benim gibi tembellik yapan Cincinsfikirli Banu'cuğumu sobeliyorum. Dilerim bu sobeye cevap verir de, bloğuna her girdiğimde görüp, et yemediğim için içimin bir hoş olmasına neden olan Kuzu Kapama tarifinden kurtulmuş olurum. :)))

Canım Oğlum henüz 4,5 yaşında ama bu yıl anaokuluna başladı.
Aralık ayında doğmuş olması okul hayatında biraz sorun yaratacak sanırım.
Şimdilik herşey yolunda. Fazla zorlamadan gidiyor okula oğluşum. İnşallah tüm eğitim-öğretim hayatı kolaylıkla, zevkle, keyifle, başarılarla geçer.
Oğlumun babası okulun ilk günü yanındaydı. Okuldan ayrıldıktan sonra hemen Antalya'ya dönmesi gerektiğinden canım oğlumun yüzü asıldı. :(
Bu ayrılıklar hayatımızın gerçeği oldu maalesef. Oğlunu bir gece görmese dayanamayan babası, son 10 ayda toplam 10 kere gördü. İnsanların hayatlarında öncelikleri değişebiliyormuş demek.
Ben oğlumun okula başlamasını fırsat bilerek tekrar iş hayatıma dönmüştüm yaklaşık bir ay önce. Ancak oğlumla okuldan sonra ilgilenecek olan bakıcı teyzesinin beklenmedik sorunları çıktığından, işe başlamamı bir süre daha ertelemek zorunda kaldım. Anlayacağınız bir anne olarak benim önceliklerim hiçbir zaman değişmeyecek. Herşeyden önce Oğlummm.


