« Önceki | Sonraki »

9/3/2008

Yalancı Su Böreği - PDÇS Etkinliği - 17

















Sefertası Belgin Hanım'cığım, beni, Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği'ne davet etmiş. Çok teşekkürler ediyorum ve başarılar diliyorum.

Canım Belgin Hanım'cığım için değişik bir tarif olsun diyerek İtalyan Pudingi, Panna Cotta hazırlamıştım. Ancak bir aksilik oldu ve kıvamı bozuldu. Ben de etkinliğin son gününde, eski bir tarifimle katkıda bulunayım istedim.

Malzemeler:
2 adet yufka
1 yumurta
tepsiyi yağlamak için sıvıyağ




















İç için

Malzemeler:

1 paket kelebek makarna

Tuz, su

500 gr beyazpeynir (Ben taciroğlu kullandım. Peyniriniz tam yağlı ve sert olmalı.)

50 gr tereyağı

Yarım demet maydanoz

İçin Yapılışı:

-Makarnanızı tuzlu suda, 10-12 dakika kadar haşlayın. Süzün.

-Genişce bir kaba alın. Sıcakken tereyağını koyun karıştırın.

-Peyniri ve ince kıyılmış maydanozu ekleyin... İç malzememiz hazır!


Harcı İçin

Malzemeler:

3 yumurta

2 su bardağı süt

1 kahve fincanı sıvı yağ

1 çay kaşığı tuz

Harcın Yapılışı:

-Yumurtayı çatalla çırpın.

-Diğer malzemeleri ekleyip, karıştırın...Harç da hazır!
























Böreğin Yapılışı:

-Yufkayı, yağladığınız tepsinize, kenarları taşacak şekilde serin.

-Makarnalı, iç karışımınızın yarısını, yufkanızın içine dökün.

-Harcın yarısını makarnaların üzerine, kaşıkla gezdirin.

-Yufkanın kenarlarını, üzerine kapatın.

-Diğer yufkayı da, aynı şekilde alttaki katın üzerine, kenarları taşacak şekilde serin.

-Kalan iç karışımını koyun.

-Kalan harçtan 2 yemek kaşığı kadar ayırıp, onu da 2.kat makarnaların üzerine gezdirin.

-2.yufkanın da kenarlarını üzerine kapatın.

-Ayırdığınız 2 yemek kaşığı harca, 1 yumurta kırın. Çırpın ve böreğinizin üzerine sürün.

-Daha önceden 200 dereceye ısıttığınız fırına verip, üzeri kızarana kadar pişirin.


 

Afiyet Olsun.



 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

8/3/2008

Bloğum 1 Yaşında


















Selamlar Arkadaşlar,

Bugün Dünya Kadınlar Günü ve aynı zamanda blogcudaki adresimi aktif hale getirdiğim gün.

Geçen bir yıl zarfında, çoğumuzun olduğu gibi, benim de hayatımda çok şey değişti.

Kek, pasta yapmak dışında, mutfakla aram çok iyi değilken, sizlerin ilgisi ve desteği ile pek çok tarifi dener oldum. Tam zamanlı çalışıyorken, çoğunlukla eşimden sonra eve geliyordum ve değil yemek yapmak, yemeye bile halim olmuyordu.

Bana yeni tarifler denemek için güç veren, yüzlerini görmesem de yanımda olduklarını hissettiren tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. İyi ki bloğum var, iyi ki sizler varsınız.

Blog yazarlığına Blogcu'da başladım. Bağlantı problemleri yüzünden, çok önceden aldığım Blogger adresimi de kullanmaya başladım. İkisindeki tarifler de aynı. Ama Blogcu'da kategorileri listelediğinizde son 10 kayıt görüntüleniyor. Tüm tariflerimi görmek isterseniz Blogger adresimi ziyaret etmenizi rica ederim.

Tüm Hanımların Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, daha nice seneler, yeni tariflerle hep birlikte olmayı diliyorum.

Herkese kucak dolusu sevgiler...


Blogcu Adresim; www.ebruakin.blogcu.com
Blogger Adresim; www.ebruakin.blogspot.com

 

20/2/2008

Çikolatalı İrmikli Tatlı - Aşık Eden Tarifler Etkinliği

logo_Asik_Eden_Tarifler

Sevgili Kuş'un Mutfağı arkadaşımızın ev sahipliğini yaptığı "Aşık Eden Tarifler" Etkinliği'ne eski bir tarifimle katılmak istedim.

Kuşuma başarılar diliyorum...



















Malzemeler:

1 lt süt

9 çorba kaşığı irmik

13 çorba kaşığı toz şeker

1 paket vanilya

1 çorba kaşığı tereyağı veya margarin

2 çay bardağı hindistan cevizi

Üzerine: Her porsiyon için 15 gr (3 parça) bitter cikolata, 1 çorba kaşığı krema

 

Yapılışı:

-Süt, irmik ve toz şekeri bir tencereye alın.

-Kaynayıp, kıvamı koyulaşıncaya kadar, orta ateşte pişirin.

-Kaynayınca, altını kısıp, margarin ve vanilyayı ekleyin. Yaklaşık 5 dakika daha, yeniden fokurdayana kadar, karıştırarak pişirmeye devam edin. Sonra ocaktan alın.

-Hindistan cevizini ekleyerek, karıştırın.

-20x30 ebatlarında servise uygun cam veya porselen kabınızı ıslatın. Bu sayede kestiğiniz dilimler, kalıptan daha düzgün ayrılacak, yapışmayacaktır.

-Tatlınız sıcakken servis kabınıza dökün. Üzerini düzeltin.

-Soğuyunca, üzerini streç film ile kaplayıp, buzdolabında en az 2 saat bekletin.

Servis Ederken:

-Kurabiye kalıplarınızla veya bardakla tatlınızdan birer porsiyonluk parçalar kesin.

-Her porsiyon için, 15 gr (3 parça) bitter cikolatayı benmari usulü eritip, 1 çorba kaşığı krema ile karıştırın. Kalıplarla kestiğiniz tatlınızın üzerine dökün. Özellikle servis edeceğiniz kadar sos hazırlamanızı tavsiye ediyorum. Eğer tamamına sos dökecek olursanız, bekletildiğinde, çikolata donacak ve tadı bozulacaktır.

(Benmari usulü; çikolatanın bulunduğu kabın, içinde kaynayan su olan diğer bir kabın üzerine konularak eritilmesi işlemidir. Amaç çikolatayı kıvamını bozmadan, buharda eritmektir. Eğer evinizde mikrodalga fırın varsa, su dolu kaba gerek kalmaksızın, çikolatayı, içinde bulunduğu, mikrodalgaya girebilecek türden bir kap ile birlikte fırına koyup, miktarına göre, yaklaşık 1 dakika kadar ısıtarak da eritebilirisiniz.)


Afiyet Olsun.



 

19/1/2008

Sobe...

Bu da beklettiğim son sobem. Sevgili Fatoş'cuğumun sobesi...

-İsim veya Lakabınız...
Adım Ebru Akın, eskiden bazı arkadaşlarım Ebuş derlerdi. :)
-Doğum Yeriniz...
İstanbul
-Hobileriniz...
Bloğum, pasta ve ebru yapmak, film izlemek
-En değerli üç şeyiniz...
Oğlum, Eşim, Ailem
-Olmazsa olmaz dediğiniz şey...
Huzurum
-İdealiniz...
Kendime ait bir iş kurmak
-Etkilendiğiniz bir kitap...
Bu soruyu ilk okuduğumda, çocukken köyde okuduğum, Dean R. Koontz'un Fısıltılar kitabı geldi aklıma. Hem küçüğüm, hem köy yeri karanlık, gece okuyorum ve odada yalnızım. Hayatımda bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum bir daha.
-En sevdiğiniz şarkı...
Sertab Erener'in, Bülent Ortaçgil'in ve Nil Karaibrahimgil'in tüm şarkıları, Sezen Aksu'nun eski şarkılarını çok severim.
Seçmek zor ama Sertab Erener Rüya diyeyim.
-Gitmek istediğiniz yer...
Nedenini bilmiyorum ama, çocukluğumdan beri bütün İspanya'yı arabayla gezmek istiyorum. Özellikle de Barselona'yı. Yurtdışında pek çok yer görmüş olan kardeşlerim de Barselona'yı tavsiye ediyorlar...
-En yakın üç blog arkadaşınız...
Bu soruya cevap vermek istemem aslında. Çünkü sevdiğim kişilerin listesinde olmayınca çok bozuluyorum. Ben de arkadaşlarımı küstürmeyeyim. Çok yakın olanlar kendilerini biliyor zaten. :) Yakın veya uzak bloğumu ziyaret eden herkesi çok seviyorum. Bana yaptıklarımın bir işe yaradığını hissettiriyorlar. Herkese teşekkürler...
-Unutamadığınız bir anı...
Çoğu anne gibi, oğlumu kucağıma aldığım an, hayatımın en önemli anıydı. Ondan sonra herşey çoooook değişti.
-İlgilendiğiniz spor dalı...
Hamile kalıncaya kadar tenis oynadım. İlk fırsatta tekrar başlayacağım.
-Tuttuğunuz takım...
Beşiktaş
-İdeal bir kadın nasıl olmalı?
Kendi ayakları üstünde durabilen, anne ise evladının gelişimi ile ilgili, araştıran, kendini yenileyebilen, geliştiren, kendisine ve çevresine saygılı, özgüven sahibi, akıllı, bakımlı, şefkatli olmalı.
-İdeal bir erkek nasıl olmalı?
Sorumluluk sahibi, kendisine ve çevresine saygılı, ilgili, ailesine kol kanat germeyi başarabilen, geleceği için yatırım yapma becerisi gösterebilen, sadık, güven veren, özgüven sahibi biri olmalı.
-Teknolojinin gelişmesi olumlu mu, olumsuz mu?
Kesinlikle olumlu! Bazı kısımlarının kötüye kullanılıyor olması, özündeki yenilenmeyi, gelişmeyi yok saymamızı gerektirmez bence. Gelişme devam ettikçe, kötüye kullanmayı engelleyecek icatlar da gelecektir.
-İcat edilmese ne yapardım bilmiyorum dediğiniz şey...
Bilgisayar.
Benim işim muhasebecilik. 1992 yılında çalışmaya başladım ve çok şükür ki, o günden bugüne işlerimizi hep bilgisayarla yapıyoruz. Daha önce elle tutulan defterleri gördükçe içime fenalık geliyordu. Tam bir kabus.
İş dışında bilgisayar ve internet, hayatımda pek çok şeyi kolaylaştırıyor. Bilgiye ulaşmak çok çok kolay. Evlerimizde de koca koca ansiklopediler, kitaplar bulundurmak zorunda değiliz artık.
-İnsanların sözlerine mi, gözlerine mi inanmalı...
Benim en büyük kusurlarımdan biri de insanların sözlerine inanmak. Yalan söylediklerini öğrendiğimde de bunu neden yaptıkları, ellerine ne geçtiği ve benim bunu nasıl hissetmediğimle ilgili hayıflanmak.
Gözler yalan söylemez dense de, günümüzde profesyonel yalancılar var. Yalan makinesine bağlasanız bile anlamazsınız.
Bu yüzden de arkadaşım dediğim kişilerin sayısı çok az. Diğer herkesin söylediği herşeye şüpheyle yaklaşıyorum, ister istemez.
-Hayattaki sevinç kaynağınız...
Oğlum.
-Hayattaki en büyük korkunuz...
Oğlum doğduktan sonra, onun kendi ayakları üzerinde durabildiğini göremeden bu dünyadan göçmekten korkuyorum.
-Mantık evliliği mi, aşk evliliği mi?
Aşka inanmadığım, varsa da geçici olduğunu düşündüğüm için mantık evliliği diyeyim.
-En sevdiğiniz yemek...
Mantı (Kıbrısta içi hellimli halini yemiştim. Öylesi bana daha uygun.)
-En sevmediğini yemek...
Tüm kırmızı etli yemekler.
Çünkü parça et yiyemiyorum. Zorlayarak köfte yiyebiliyorum sadece. Bir de mantının soslu hamur halini çok sevdiğimden onu yiyebiliyorum.
-Blog sahibi ile ilgili düşünceleriniz...
Canım Fatoş'cuğum, gördüğüm en samimi blogculardan biri. Eminim özel hayatında da özü sözü bir bir insandır. Sevgili arkadaşım özenli, hamarat bir ev hanımı ve oğlu ile ilgili, sevgi dolu bir anne.
Sobe için tekrar teşekkürler canımcım. Sevgiler...

 

19/1/2008

Sobe...

Bu da Banu'cuğumun ikinci sobesi. Konusu 'Sevdiğiniz Üç Şey!'.

Pek tabii insanın sevdiklerini üç maddede sıralaması çok güç. İlk aklıma gelenler; Ailem, Arkadaşlarım, Yapmaktan Zevk Aldığım Herşey...

Bu başlıklardan Oğlum,Eşim ve Ailem için fazla söze gerek yok sanırım. Onlar, herkesin olduğu gibi, benim de herşeyim! Karşılıksız sevmeyi ve sevilmeyi, kaybetme korkusunu öğretenler, ne yaparsanız yapın arkanızda olduklarını bilmenin huzuru ile yaşamanızı sağlayanlardır...

Arkadaşlarım, benim can dostlarım. Sayıları çok değildir malesef. Ama belki de böylesi daha iyidir. Çünkü beni kırmak çok kolaydır. Bir söze, bir bakışa bile alınabilirim. Bu yüzdendir, çok kişiyi dost bilmemek...

Yapmaktan zevk aldığım şeylerin listesi ise biraz uzun. Hepsini herzaman yapamasam da, elime geçen fırsatları değerlendiririm.

-Çevremdekilere, ulaşabildiklerime, imkanlarım ölçüsünde yardım etmek.
Bu kocaman bir yüreğim olduğundan sanılmasın. Çoğumuz kendine itiraf etmese de, hayır işleri yapmak bile insanın bencilliğinin eseridir. Bencilizdir! Çünkü, yardım ettiğimizde duyduğumuz mutluluğu severiz. Paylaşmanın verdiği huzuru severiz.
-Yeni fikirler üretmeyi severim. Yapılmayanı yapma telaşıdır benimkisi...
-Araba kullanmayı severim. Üzüldüğümde, sevindiğimde müziğin sesini sonuna kadar açıp, böğüre böğüre şarkı söylemeyi severim. Kendimi en özgür hissettiğim yerlerden biridir.
-Sobelere geç cevap vermemden de anlayabileceğiniz gibi, ertelemeyi severim. Okuldan kaldı bu alışkanlık. Nedense, en son gününe kadar bekletirim herşeyi. Herzaman yapacak işlerimin olması hoşuma mı gidiyor nedir? Sonra telaştan olan bana oluyor tabii...
-Yeni yerler görmeyi çok severim. Özellikle tarihi mekanlar çok etkiler beni. Oralarda kimlerin, nasıl yaşadığını hayal etmeye çalışırım.
-Güzel bir mekanda, güzel bir manzaraya karşı, güzel yemekler yemeyi çok severim.
-Oğlum doğduktan sonra eski hızıyla olmasa da, film izlemeyi çok severim.
-Müzik dinlemek vazgeçilmezlerimden biridir.
-Yeni kurslara katılıp, yeni meslekler öğrenmeyi çok severim. Şimdiye kadar gittiğim kurslar;
Bilgisayar Programcılığı, Tiyatroculuk, Ebru, Diksiyon, Pastacılık...
Sırada Fotoğrafçılık ve Almanca var.
-Eskiden kuzenlerimle çok sık oynadığımız oyunları severim; Pictionary, Tabu, Sessiz Sinema vs...
-Yeni yemek kitapları ve dergileri almayı çok severim. (Kitap almayı, yemek yapmaktan daha çok seviyorum malesef.)
-Pasta, kek, kurabiye yapmayı severim. Yemek yapmayı sevmem. Çok sık misafir ağırlamadığımdan, misafirim gelince de abartırım. :(

Bu listeyi çok daha uzatabilirim, ama sanırım bu kadar yeter. :)
Banu'cuğum tekrar teşekkürler...

 

19/1/2008

Sobe...

Canım Banu'cuğum birkaç ay önce beni iki sobe ile sobelemişti. İşte gecikmiş cevaplarım;

-Ve sen gidiyorsun...
Her gidiş bir vazgeçiştir, her tercih bir kaybediştir derler.
Şimdi kaybeden kim?

-Söylenmesi en zor sözcükler...
Size garip gelebilir ama benim için söylenmesi en zor kelime 'HAYIR'. Bir de taziye sırasında söylenen sözcükler...

-Senin için yağmurdan sonrası ne ifade eder?
Misssss gibi toprak kokusu gelir aklıma.

Toprak kokusu olmadığına dair yazılar okusam da, toprak, bakteri veya ozon hiç farketmez... Duyduğum anda içimi bir huzur kaplar. Ciğerlerimin en ücra köşelerine kadar çekmek isterim...

Tabii bir de Sertap Erener'in şarkısını hatırlatır.

yağmurdan sonra gelen toprağın kokusuna hayranım
tıpkı hayran olduğum gibi sana
yağmurdan sonra gelen toprağın kokusunda
ne tuhaf sen varsın
sanki hemen yanımda

yağmurdan sonra gelen toprağın kokusuna aşığım
tıpkı aşık olduğum gibi sana
yağmurdan sonra gelen toprağın kokusunda
buluşuruz seninle
sanki başka diyarda

çiselerken yağmurlar gülüşür tüm yapraklar
çiçekler fısıldaşır oynaşır tomurcuklar
işte ben de böyleyim canlanırım yeniden
seninle ben...

-Burçak Çerezcioğlu...
Rahatsızlığı sırasında tuttuğu günlükleri, 16 yaşında hayatını kaybetmesinden sonra, 'Mavi Saçlı Kız' adlı kitapla yayımlanan, oyuncu Mehmet Çerezcioğlu'nun kızı. Nur içinde yatıyordur inşallah.

-Seni sobeleyeni nasıl bilirsin?
Canım Banu'cuğum, seni bu şekilde de olsa tanıdığım için çok memnunum. Ben de, sen de yakında iş hayatımıza geri döneceğiz. Eskisi kadar görüşemeyeceğimizin farkındayım, ama dilerim hayatımdan hiç çıkmazsın. Akıllı, espirili, ilgili, zeki, etobur ve burçdaş arkadaşım, seni gerçekten kendime çok yakın hissediyorum. Dilerim hislerim karşılıklıdır. Ve dilerim sobene geç cevap verdiğim için beni affedersin. :)

 

13/1/2008

Sobe...

Oldukça uzun bir zaman önce Funda arkadaşımız tarafından sobelenmiştim. Ama ilginçtir ki bu arkadaşımız iki tarif ekleyip, bir de uzun bir listeyi sobeledikten sonra ne yazı yazdı, ne de ortalıklarda göründü. :)

Ama yapacak birşey yok. Sözüm söz. Geç de olsa sobesine cevap veriyorum.

Sobeyi bu kadar bekletmemin nedenlerinden biri de, konusunun evimize ait fotoğraflar olması. Zaten yemek fotoğraflarımızın fonlarından az çok evlerimizin fotoğraflarını bloglarımıza eklemiş oluyoruz. Ama, bu benim salonum, bu da mutfağım diye fotoğraf eklemek bana çok doğru gelmedi. O yüzden hobilerimizle ve oğlumla ilgili birkaç fotoğraf ekliyorum. Tabii Funda'nın affına sığınarak...

Bunlar yemek kitaplarımın ve dergilerimin bir kısmı. :)
























Bunlar da film arşivimizin bir kısmı.

























Bu fotoğraflar da oğlumun odasına ve oyuncaklarına ait fotoğraflar.
Güneşin boyunu ölçtüğümüz zürafamız ve Paşabahçe'den aldığım harflerle yazdığımız adı...

























Eğer erkek çocuğunuz varsa, bu oyuncağı gördüğünüzde, hem siz, hem çocuğunuz için mutlaka alın. Biz izlemekten çok zevk alıyoruz. :)



















Bu da eşimin oğluna alır görünüp, aslında kendi zevki olan maket tren seti. Raylarını babası kurmuş olsa da, bütün oyuncakların yerleştirilmesi oğluma ait.



















Bu da oturduğum site.
İstanbul'da, kişi başına düşen yeşil alanın en fazla olduğu site olsa da, tek kötü tarafı, hemen yanıbaşımızdan geçen yüksek gerilim hattı...






































Ve tahmin edebileceğiniz gibi, ben kimseyi sobelemiyorum. :)

 

31/12/2007

Mutlu Yıllar!


















Canım Arkadaşlarım,

Hayatınızdaki tüm 'KEŞKE'ler, yeni yılda 'İYİ Kİ' olsun.

Hepinize çok mutlu ve güzel bir yıl diliyorum.

Kucak dolusu sevgiler...

 

29/12/2007

Selamlar...

Ayın 16'sında Gönen'den döndüm. Ancak, kaplıcalara herkes şifa bulmaya giderken, biz şifayı kapıp döndük. Sırasıyla Kızkardeşim, Eşi, oğlum Güneş, Babam ve Annem rahatsızlandık.

Toparlanamadan da sevgili kayınvalidem Nuran Hanım'ın, operasyonu ve sonrasında bizim evdeki nekahet dönemi, beni bloğumdan uzaklaştırdı.

Ama hepimiz biraz daha iyiyiz artık. Bu arada denediğim tariflerin fotoğraflarını çekecek bile vaktim olamadı. Artık yeni yaptıklarımla bloğuma döneceğim.

Ziyaret eden tüm arkadaşlarıma kucak dolusu sevgiler...

 

26/12/2007

"En Tatlı Hediyeler"

Image Hosted by ImageShack.us




















Sevgili Burçin'ciğimin ev sahipliğini yaptığı "En Tatlı Hediyeler" etkinliği için kurabiye ev yapmak istemiştim. Çeşit çeşit çikolatalar ve baston şeker bile aldım, ancak hiç fırsatım olamadı malesef.

Burçin'ciğim kabul ederse, daha önceden arkadaşım için yaptığım düğün pastası ile etkinliğe katılmak istiyorum. Ama kurabiye evi en kısa zamanda yapacağım. Ondan vazgeçmedim. :)
























Şeker hamuru yapımı ve pasta modellemesi ile ilgili tüm bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sevgiler...

 

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

pastakolikbanner_8

Feedjit Live Blog Stats Feedjit Live Blog Stats Sitenizesayac.com
Blogcu ile yapıldı
Bu sitede yayınlanan fotoğraf ve yazıların her hakkı saklıdır. ©2007-2008